Öğrenmeyi seven iki kişi olarak yola çıktık.

Şuna yürekten inanıyoruz: Güçlü fikirler davranış değiştirir.

Farklı hikayelerden geliyor olmamıza rağmen ortak değerlerle HerGünÖğren projesine olan inancımızda birleşiyoruz. E-öğrenme dediğimiz bu yeni alanın, herkesin öğrenme deneyimini değiştireceği düşünülüyordu. E-öğrenme tüm problemlerin çözümü, herkesin kurtarıcısı olacaktı. Az kişiyle ve sınıf içinde “hoca”nın ağzından çıkanlarla olan bilgi transferini kitlelere yayacaktı. Her yerden, her zaman diliminde, kişinin ihtiyaçlarına ve ilgi alanlarına özel, “terzi dikişi” bir öğrenme deneyimi sağlayacaktı. Ne yazık ki, bu vaatler boşa çıktı.

HerGünÖğren şu aşamada okul çağında olanlara değil, şirketlerde çalışanların gelişimine yani “yetişkin eğitimine” odaklanan bir çalışma. (Bakarsınız gelecekte okul çağındakilere de faydalı içerikler üretiriz, ancak hepsi adım adım!)

Şirket çalışanlarının öğrenme deneyimini nasıl yaşadığına baktığımızda iki büyük problem görüyoruz.

Problem 1

Yüzyüze sınıf için eğitim çok değerli, ancak zamanı iyi kullanamıyor, yeterince kişiye erişemiyor ve günlük hayatın içine girerek davranış değiştiren tam bir öğrenme yaratamıyor.

Problem 2

Mevcut e-öğrenme deneyimleri sıkıcı, kendini tekrar eden, kalitesi düşük ve izleyicinin zamanını iyi kullanmayan ürünler. Şu anda hemen hemen tüm kurumlarda şunu görüyoruz: Eğitim içerikleri bir tür eğitim ambarına yığılı halde durur ve şirket çalışanlarının aklına gelip de kendisini geliştirmek için girmesi beklenir. Gerçek hayatta ise bu davranışı görmüyoruz. Bu biraz içerik, biraz sunum, biraz da genel öğrenim zamanlaması tasarımı ile ilgili bir durum.

Özetle bu konu bir tasarım problemi!

HerGünÖğren Video e-öğrenme

Biz de yepyeni bir öğrenme tasarımı ile, her şeyi sıfırdan tasarlayarak yoğun, yalın, faydalı ve güçlü fikirleri zihinlere kazıyacak bir dünya kurduk. En önemlisi bunu “insan nasıl öğrenir?” sorusunun bilimsel cevaplarından yola çıkarak yaptık. Alışkanlık kazanmak en az 21 gün gerektirir, bu yüzden bir konuya 21 ayrı video ile yaklaşıyoruz. Bir insanın gün içinde öğrenebileceği bilgi sınırlıdır, akılda kalan da sınırlıdır. Bu yüzden kabı dolduracak ama taşırmayacak kadar bilgiyi “her gün” veriyoruz. Modern çalışanın okumaya zamanı yok, bu yüzden konumuz ne ise, o konudaki Dünya’dan en kuvvetli kitapları, makaleleri düşünceleri alıyoruz ve videoların içeriğinde bu “özü” kullanıyoruz. Bir nokta daha! Bu kadar bilgi karmaşasının olduğu bir Dünya’da belki de yaptığımız en önemli şey, hangi kitapların ve hangi düşüncelerin “yeterince iyi” olmadığını filtrelemek ve böylece bir tür en iyiler kürasyonu yapmak.

Vücudun en hayati organlardan biri olan kalp kasının değeri nereden gelir? En güçlü kas değildir, ama ritmik çalışır. Dum dum, dum dum, dum dum… diye bir ömür boyunca belirli bir ritm aralığında işini yapar. Ritm alçalır ve azalır, ama durursa, ya da bir ritmin üstüne çıkarsa kalp iflas eder.

Hayattaki en büyük başarılar, bir konuda ritm duygusu kazanmanın, onu gündelik hayatın parçası haline getirmenin, tekrar etmenin ürünüdür. 4 gece sabahlamaktansa, bir ay boyunca her gün bir şey öğrenmek daha büyük etkisi olan bir deneyimdir.

 

Davranış Değiştiren

Güçlü fikirlerle dolu 21 günlük öğrenme deneyimi bir aya yayılır ve gündelik hayatın içine girer.

Lezzetli

İzlemeye doyum olmayan, kendini tekrar tekrar izleten videolar. Akılda yer eden bir deneyim.

Besleyici

Dünya’dan en güncel ve en güçlü fikirler, en yalın ve damıtılmış haliyle.

Yep-yenilikçi

Bir ay boyunca, seçilen konuyu küçük parçalar halinde işleyen, her gün yeni bir video.

 

Her gün öğrenmenin faydası ve bizim yapmaya çalıştığımız işin özü işte burada. Daha fazla bilgi için www.hergunogren.com adresine bakabilirsiniz.

Bir süredir biraz kişisel ilgiden, biraz da hayatımda eğitimciliği daha merkezi konuma getirme düşüncesiyle, online eğitim platformlarını araştırıyorum.

Bu alanda ilk duyduğum kaynak KhanAcademy’ydi. 2006 yılında, kurucusu Salman Khan’ın kendi çocuklarına matematik dersleri öğretmek amacıyla kaydedip Youtube’a koyduğu videolarla başlamış, daha sonrasında dev boyutlara ulaşmış, altın değerinde bir kaynak. Bugünlerde Bill & Melinda Gates Foundation başta olmak üzere sayısız destek almış, ücretsiz ve kar amacı gitmeyen bir kuruluş. Öğrencilik dönemim geride kaldı, ancak bir 10 yıl daha geç doğmuş olsaydım, okul eğitimim boyunca derslerdeki kaynaklara ek olarak burayı kullanmış olacağıma emimin.

Girişimcilerin ortak zeminde buluştuğu en temek fikirlerden biri; girişimdeki fikrini iyiliği ve potansiyeli kadar, doğru zamanda hayata geçmesinin önemli olduğu. Eğitim işinin “online’a kayacağı” uzun zamandır konuşuluyor. Hatta aynı şey kitaplar için de bir dönem söyleniyordu. Hala fiziksel kitapların neslinin tükeneceğine inananlar var, ancak merak etmeyin böyle bir şey olmayacak. Aynı şekilde bu tehlike eğitimler için de geçerli değil. Fiziksel ve yüz yüze olan eğitimlerin yerini tutacak matrixvari bir gelecek şu anda ufukta görünmüyor. Ancak şu kesin, nasıl ekitaplar, kitap endüstrisini bitirmek yerine değiştirdiyse, aynı dinamikler eğitim endüstrisi için de mevcut.

Her şey gibi çalışma masaları da yeni dünyayla birlikte evrim geçiriyor. Sınıf, ofis, eğlence merkezi ve hayatın geri kalanı.

Bu sektörün büyüme ivmesi kazanacağı ve bu ivmenin pik yaptığı zamanı kestirmek kolay olmadı, belki de bu sebeple bugünkü oyuncuların arkasında hep ilginç hikayeler var.

Mesela, Lynda.com bu alandaki en başarılı platformlardan bir tanesi. Multimedya ve özel efekt uzmanı olarak çalışan Profesör Lynda Weinman’ın yan bir projesi olarak 1995 yılında başlayan girişim, 20 yıl sonra, geçtiğimiz sene LinkedIn tarafından 1.5 Milyar Dolar’a satın alındı.

Coursera ise 2012 yılında Stanford Üniversitesi’nde iki profesör tarafından kurulan ve belki de en hızlı ticarileşen yapılardan bir tanesi, özellikle Üniversite’lerle ortaklıklar alanında kuvvetli.

Tüm bunlar bir tarafa, yarattığı başarı hikayesi ile Udemy bir tarafa.

Geçtiğimiz günlerde Webrazzi tarafından Online Eğitim alanında en iyi fonlanangirişimlerden biri olarak işaret edildi. Kataloğunda mevcutta 40,000’den fazla ders barındıran platformda, kaliteli içeriğe aç milyonlarca aç öğrenci var. Son olarak 2015 Haziran ayında Stripes Group tarafından 65 Milyon Dolar yeni bir yatırım aldı.

Kuruluşunda ise ODTÜ’lü Bilgisayara Mühendisi Eren Bali’nin ilginç bir hikayesi, ve hikayesinden çıkacak çok önemli bir dersi var. Çalışmanın kendisi aslında 2007 yılında Türkiye’deki bir “online sınıf” projesi için başlamış. Bu fikirdeki potansiyeli gören ve inanan Eren Bali, sonraki ortakları Oktay Çağlar ve Gagan Biyani ile 2010 başlarında Silikon Vadisi’nde Udemy’i kurmuşlar. Başarının bence kendisi, bu fikri bulmuş veya Silikon Vadisi’ne giderek bunu icra etmeye karar vermiş olmalarında değil. Bugün aldıkları yatırımlarda da değil. Elde ettikleri en büyük başarı, bu işi yerden kaldırmaya uğraşırken başvurmuş oldukları yatırımcılardan 30 defa ret almış olmalarına rağmen fikre inanmaya devam etmelerinde. İşte burada da o çok önemli ders yatıyor. Eren Bali’nin kendi sözleriyle: “Aldığımız her retten sonra kendimizden şüphe ettik. Ama bizi hâlâ iten küçük de olsa bir şey vardı. O da şuydu: ‘Bu yapacağımız şey dünya için gerçekten önemli. Biz yapmazsak, bir başkası yapacak ve başarılı olacak’ diyorduk.”

Yani, bir yolculuğa hangi motivasyonla (ne itici güçle) çıktığınız, en az gittiğinizin hedefin kendisi kadar önemli. Çoğu başarılı girişim hikayesinde olduğu gibi, burada da eğer asıl motivasyon “köşeyi dönmek”, hızlı yoldan para veya ün kazanmak olsaydı, aldıkları beşinci, bilemediniz onuncu ret ardından vazgeçmiş olacaklarına eminim.

Her tür motivasyon kaynağını bir tür yakıt gibi hayal ediyorum. Bazıları ağır ve uzun yanıyor, bazıları yüksek ısı ve ışıkla parlıyor ve çabucak sönüyor. Sizin motivasyonlarınız ne? Kendi koyduğunuz hedeflerle motivasyon kaynaklarınız birbirleriyle uyumlu mu? Kendinize koyduğunuz uzun vadede erişilebilecek hedeflerinizin motivasyon kaynakları hızlı ve parlak yanan ama çabucak sönen türdense, durumu yeniden değerlendirin ve yol yakınken dönün derim. Ne yaptığınız kadar neden yaptığınız önemli.

2015 yılında Udemy’nin top 10 eğitmeni platformda verdikleri dersler ile, birlikte toplam tam 1.6 Milyon Dolar kazandılar. Tekrar tebrikler, umuyorum bu başarı eğrisi ve hızlı büyüme devam eder.

Eren Bali’nin detaylı deneyimlerini anlattığı konuşmasını, izlemek isteyenler için buraya ekliyorum.

10 Mart 2011 Etohum Toplantısı – Eren Bali – udemy.com from Burak Buyukdemir on Vimeo.