İşte Anlam Arayışı

İnsanın kimliği genetik kodunun olduğu kadar, onu yaratan kültürün ürünüdür. Yani kişinin kimliğinin yaratılmasında, genetik ve kültürün karşılıklı dansı etkilidir. Çok benzer şekilde, bireylerin kendi kişisel istekleri ve toplumun etkisi ortaklaşa bir sonuç doğururlar. Kişilerin kendi isteklerini tamamen bireysel ve toplumdan etkilenmeden belirlediklerini söylemek naiflik olur. Öte yandan, toplum da tek başında kişilerin ne yapacağını belirleyemez.

İş hayatına yönelik nesil çalışmalarının temeli, her neslin iş hayatından beklentileri üzerinde bazı ortaklıklar olduğu varsayımına dayanır. Gerçekten de kişilerin büyüdüğü dönemin ekonomik, teknolojik ve kültürel koşulları, bu kişilerin gelecekten ne istedikleri konusunda etki sahibidir.

Bir dönem için (muhtemelen, bu yazıyı okuyan sizlerden önceki dönem), iş hayatının yegane faydası, kişiye finansal güvence ve statü sağlamasıydı. Alışveriş basitti. Al para, al statü, al güvence. Ver günde 8 saatlik enerji. Alver.

Bugün, bu alışverişin dengesi şaşmış durumda. Yine “sözde” al para, al statü, al güvence kısmı geçerli. Sözde diyorum çünkü bir kaç nesil önce, tek bir kariyer boyunca 3 – 4 işyerinde çalışmak normken, bu artık 14-15 işyeri haline geldi. (bkz. Yeni Norm Sık İş Değiştirmek) Bu sadece çalışanların gönüllü istifasından kaynaklanmıyor. İş piyasasının rekabet koşulları değişince, hepimiz buna uyum sağlamak zorunda kalıyoruz. Bu yüzden al güvence kısmı boşa düşmüş halde. Al para ve al statü ise teorik olarak hala mümkün, fakat eskiye göre çok daha zor. Bugün kıdemli uzman pozisyonunda çalışan ve yöneticilik geldi-geliyor diyen kişilerin büyük çoğunluğu, hiçbir zaman yönetici olamayacak.

Ver kısmında ise artık günde 8 saatlik enerji yetmiyor. Konu sadece saat de değil. Bugünün iş dünyası çok daha dişe diş, göze göz, kana kan rekabet ile örülü durumda. Hem zamanın kendisiyle rekabet, hem kendimizi geliştirmek için rekabet, hem de iş arkadaşlarıyla rekabet. Kavga çok. Stres yüksek. Mücadele büyük. Acele ve “acil”ler bitmez. Mesai çoğu insan için pazar günü öğleden sonra başlıyor, cuma geç saatlere kadar sürüyor. Çoğu insanın hafta arasında zamanı ve enerjisi ya yok. Ya da yok denecek kadar az. Kimileri cumartesi günleri de mücadele içinde. Yani o alışveriş dengesi artık yıkıldı.

Bu alışverişi dengelemek için ne yapıyoruz? Vereceklerimizi azaltamıyoruz, çünkü kurumsallaşmış iş kültürü bu şekilde. Geriye tek çare alacaklarımızı arttırmak kalıyor. Peki statü, para ve güvence dışında, alabileceğimiz ne var?

ANLAM!

Bu adaletsiz alışverişi dengeleme çabasının en net dışavurumu, iş hayatında Anlam Arayışı’dır.

Bunu anlam arayışını değersizleştirmek için söylemiyorum. Aksine, bana kalırsa para, statü ve güvence ihtiyacına göre, en onurlu arayıştır anlam arayışı. Ancak neden bugün bu ihtiyaç bu kadar gündemimizde diye düşündüğümüzde, cevabını bu şekilde yorumlamak mümkün.

İyi güzel de, bu kadar önemli hale gelmiş bir anlam arayışına, iş ortamında nasıl cevap vereceğiz? İşte öneriler:

Aradığınız Anlamı Bulmanın Yolları

(1) Kendi hikayenizi keşfedin.

Bu kolay değil, ancak gayet mümkün. Kendinize bir “dert edinmiş” olmanız lazım. (Bkz. Hayatta doğru kararlar için önce kendi hikayenizi keşfedin)

(2) Kariyerinizi tesadüflere bırakmayın, iş seçerken “bilinçli tüketici” olun.

Nasıl ayağınıza iki numara küçük ayakkabıyı sırf indirimde veya markası çok iyi diye almıyorsanız, bir işe de sırf çok para veriyor veya çok iyi bir şirkette diye girmeyin. Bu şekilde bakınca mantık çok net, ancak iş kararlarını fazla karmaşıklaştırıyor ve benzer hataları hepimiz yapıyoruz.

(3) Yaptığınız işi neden yaptığınızı sorun ve herkesten farklı ne cevap verdiğinizi düşünün.

Bu işin sizin gelişim hikayenizdeki yeri, rolü, önemi, faydası, boyu ve etkisi ne? Bu işte sizin gördüğünüz ancak diğer insanların farkında olmadığı nasıl erdemler var?

(4) O iş nasıl daha iyi yapılır? Bugünden geleceğe nasıl gidilir?

Gelişmek, büyümek, daha iyi, daha kuvvetli, daha etkili, daha erdemli olmak insanın içindeki en yüksek motivasyon kaynağıdır. Sizin bugün yaptığınız iş geçmişte nasıl yapılıyordu? Gelecekte nasıl yapılmalı? Siz bu geçmiş ile gördüğünüz gelecek arasında nasıl bir köprü olabilirsiniz? Kendinizi nasıl geliştirerek, nasıl projeler teklif ederek ve hayata geçirerek, kimleri hangi konularda ikna ederek şirketinize ve iş alanınıza kalıcı katkıda bulunabilirsiniz?

(5) Yaptığınız işin sizin dışınızda kime ve nasıl bir etkisi var?

Örneğin bir yandan toplumsal gönüllülük ve sosyal sorumluluk faaliyetlerinde yer alırken, bir yandan sigara satan bir şirkette çalışıyor olabilir misiniz? Siz sadece finans, satış, pazarlama veya İK’da çalıştığınızı düşünerek, kendinizi ne kadar soyutlamaya çalışırsanız çalışın. Nihayetinde hizmet ettiğiniz büyük makina (şirket) asli hangi amaca hizmet ediyor?

(6) Daha çok beceri = daha çok iş alternatifi.

Mevcutta yapmakta olduğunuz iş, size aradığınız anlamı bulmanızı sağlayacak alan bırakmıyor olabilir. Bu yüzden Ünvan Değil Beceri İnşa Edin!

(7) Değişim hep olur. Soru şu; siz kendi değişiminizde ne kadar etkilisiniz?

Son çare de olsa, aradığınızı bulamıyorsanız, iş değiştirmekten korkmayın. Bunun için kariyere etki eden “çeken” ve “iten” kavramlarını çok iyi idrak edin. Bahsettiğim kavramın detayları burada: Kariyerini İyi Yönetebilen İnsanların İstifa Etmeden Önce Düşündüğü Üç Şey  İstifa konusuna yazının sonunda tekrar temas edeceğiz.

Not 1: Buradaki yedi madde’nin üçü, üzerine çok düşünülmüş; okunduğu tarihte ilgi çekmiş ve insanların hayatlarına dokunmuş yazılara bağlantı veriyor. Birkaç cümle ile anlatabileceğimden çok daha net oldukları ve “anlam arayışı” çok büyük ve merkezi bu konu olduğu için bu bağlantıları kullandım. Hepsini tek seferde değil, günde birer tane olacak şekide ve tok karna almanızı öneririm. Bu şekilde düşünmeye ve kendi hayatınızdaki parelleleri görmeye daha çok fırsat bırakacaktır.

Okuyuculara not 2: 2016 yılını bitirirken yeni bir yazı dizisi oluşturmaya karar verdim. Şu ana kadar teker teker yazdığım yazılardan farklı bir şey olacağını tahmin ediyorum. Okuduğunuz yazı, yedi parçadan oluşmasını planladığım “Kurumsal Hayatta Rehber” bütünlüğünde olacak yazı dizisinin üçüncü yazısıydı. Bir sonraki bölümler de, Performans Görüşmeleri, İstifa-Çıkış Süreci gibi konuları inceleyeceğim. Derinlemesine araştırmamı ve yorumlamamı/yazmamı istediğiniz bir konu olursa, lütfen yorum kısmında bana önerin. Bu diziyi ilgili olacağını düşündüğünüz kişilerle paylaşın.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmailFacebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail Bilgi Paylaştıkça Artar!
  • YouTube’da Abone Ol

  • Eleştirel Düşünce Dost'tur.
    Bu kitabı okuma listene al!
  • Facebook By Weblizar Powered By Weblizar
  • Kariyer ve geleceğine
    bakış açını değiştir.
    Posta Adresi
    Güvenli. Spamsiz.
  • Tüm Konular…

  • Son Birkaç Tweet!

    • RT @hakanakben: Yapay zeka ve derin öğrenme üzerine çalışan Türk girişimlerinin bugünü ve yarını nasıl değiştirdiğini dinledik. Müthiş bir…
    • Birazdan Platin İş Kitapları ödülleri açıklanacak. "Ait" aday. Şans dileyin✌ https://t.co/RK0u90p8pc
    • Çoğu insan için doğru gerçek: Bir doktrini takip etmeyen insan kendi yolculuğunu bulmuş olmalı. İkisinin de yoksunluğu tam bir çaresizlik.

Yeni Yazıları Kaçırma!

Kariyer ve geleceğine bakış açını değiştir.

Spam yok.
İstediğinde terk et.
Posta Adresi