Yaşam Koçu mu, Psikolog mu?

Yaşam koçu mu, psikolog mu, doğru tercih hangisi? Herhangi bir konuda yardım arıyor ve doğrusunun ne olduğunu bilmiyor olabilirsiniz. Bu yazıda kısaca hangi durumlarda yaşam koçu, hangi durumlarda psikolog tercihi daha doğrudur bunu anlatmaya çalışacağım. Amaç, daha doğru ve nitelikli tercihler yapılmasını sağlamak.

İlk olarak bu meslek gruplarının ne olduğuna dair yalın tanımlarla başlayalım.

Psikolog nedir?

Psikolog, insanların davranışsal ve zihinsel süreçlerini çalışan, değerlendiren ve yorumlayan kişidir. Psikolog olmak için kişinin yaşadığı ülkede geçerli seviyede, genelde yükseklisans veya doktora seviyesinde ilgili alanda üniversite eğitimi almış olması gerekir.

Yani bu tanımdan yola çıkarak şunu çok net olarak söyleyebiliriz: Psikolog bu işin “bilimini” okumuştur. İşin bilimini okumuş olmak, her psikoloğu mesleğinde otomatik olarak iyi yapmaz. Ancak en önemli nokta, bilimsel olarak temel formasyon almış kişinin, etkisi büyük yanlışları göreceği ve bunlardan kaçınacağını söyleyebiliriz.

Yaşam Koçu nedir?

Yaşam Koçu, kişilerin bireysel hedeflerini ortaya çıkarmalarını koymayı sağlayan, daha sonra da bu hedeflere ulaşma yolculuğunda kişiye destek olan kişidir. ICF gibi federasyonlar tarafından verilen sertifikalarla resmileşir.

Bu tanım itibariyle hemen çok net olarak ortaya çıkan bir durum var: Yaşam Koçu, “problem çözmeye” uğraşmaz. Koçluğun odağı, kişinin psikolojik problemlerini veya  başka nitelikli problemlerini (iş hayatı problemleri, sağlık problemleri vb.) çözmek değildir! Koçluk, kişinin A noktasından B noktasında gitmesi için bir destek mekanizmasıdır.

Yaşam koçu mu psikolog mu?

Koçluk Kötü müdür, İyi midir?

Tabi ki de koçluk, bu işin uzmanı yeterince bilgili ve donanımlı olduğunda kötü de değildir, zararlı da değildir.  Koçluk gibi meslek grupları, temellerini ve güçlerini insan davranışına dayanan bilimlerden alır ve çok daha dar bir alan içerisinde, daha önceden etkinliği kanıtlanmış müdahelelerle işlerler.  Koç soru sorar ve düşündürür. Kendi doğru ve yanlış bulduğu düşüncelerini çok işe karıştırmaz.

Zaman zaman kişiler, hayatlarının farklı evrelerdinden koçluk desteğinden faydalanabilirler. Bunu daha yüksek bir motivasyon seviyesine ulaşmak için, daha stratejik düşünmek için veya gelecek hedeflerini daha iyi organize ederek kendi hayatları üzerindeki etkilerini artırmak için isteyebilirler. Ve gerçekten bir grup insan da bundan yararlanır.

Psikojik Danışmanlık ve Psikologlar

Bir psikoloğun, ondan psikolojik danışmanlık veya terapi hizmeti alan bir kişiye yaklaşımında stratejik düşünme, bilimsel çıkarım yapma alanı çok daha geniştir. Yani kendisi yorumlama, analiz ve üst düzeyde sentez yapar, kendi donanım ve bilimsel literatüre dayanarak doğru yaklaşımı belirler. Bu yaklaşım stratejik bir müdahele veya taktiksel bir soru sormak olarak meyve verebilir.

Bir psikolog, bir koçtan farklı olarak, ondan danışmanlık alan kişiye ilişkini çok daha yüksek çözünürlüklü bir zihin ve ruh dünyası görür. Hangi duygunun, hangi travmaların, hangi endişelerin, hangi korkuların ve hangi motivasyonların nasıl davranışlara dönüştüğünü daha iyi ve daha derin yorumlayabilir. Bu yorumlamalarına dayanarak hem “problem çözme” topuna girebilir, hem de kişinin kendi kendine bağlantı kurmadığı konular arasında yeni bağlantılar keşfederek farkındalık artırabilir.

Yaşam koçu mu psikolog mu?

Çekiç ve Buldozer

Koç’u, alet çantasında çivi, çekiç, tornavida ve kerpeten gibi basit bir kaç alet taşıyan ve bunlarla sınırlı (ama yeri geldiğinde faydalı) yönlendirmelerde bulunan kişiye benzetebiliriz. Binadaki bazı tadilatları yapabilir, varlığı fayda sağlayabilir.

Psikolog ise, darbeli matkaptan başlayan ve vinç, kepçe, buldozer gibi daha etkili aletlere kadar uzanan bir alet deposuna sahip olarak düşünülebilir. Hem etkisi, hem de bu yüzden sorumluluğu daha yüksektir.

Pozitif Etki ve Zarar Potansiyeli

Etki gücü arttıkça, hem pozitif etki potansiyeli artar, hem de zarar görme ihtimali. Bir psikolog, kişinin karakterinin üzerine kurulu olduğu temellerle, sütunlarla yakından bağlantılı konulara değinebilir. İşte bu sebepten, etkisi yüksek bir meslek grubu olan psikologların, doktorlar gibi üniversite diploması ile akredite edilmesi gerekir. Yine bu yüzden “iyi” bir psikologla çalışmak kritiktir.

İşini iyi yapan Koç’ların, kişilerin hayatındaki pozitif etkisi yüksek olabilir. Ancak bu etki genelde kişinin karakterine, travmalarına, endişelerine, davranışlarına, hayata dair düşüncelerine değil de, daha ziyade somut hedeflerine ulaşma noktasındadır.

İyi bir koç, A’dan B pozisyonuna terfi noktasında çok faydalı olabilir, ancak kişinin neden mevcut işini yapmaktan zevk almadığını keşfetmek noktasında sınırlarına dayanır.

Yaşam Koçu mu Psikolog mu Tercih Etmeliyim?

Şu ana kadar bahsettiklerimize dayanarak, eğer somut hedefler koymak ve bu hedeflere ulaşmak noktasında hem tasarımsal, hem motivasyonel destek almak istiyorsanız aradığınız şey koçluk olabilir.

Eğer a) daha sağlıklı ve güçlü bir iç dünyaya ve ruh haline sahip olmak istiyorsanız veya, b) yaşadığınız bir problem varsa ve bunu çözmek istiyorsanız da bunun yolu, psikoterapi ve psikologlardan geçebilir.

Dipnot…

Ne zaman psikolog, ne zaman psikyatr daha doğru tercihtir?

Bu konuda Türkiye’de de, Dünya’da da bir fikir birliği yok. Psikiyatrlara sorarsanız, size doğru başlangıç noktasının kendileri olduğunu ve gerekirse sizi psikoterapiye yönlendireceklerini söylerler. Ancak genelde (hem bu meslek alanında çalışanlardan hem de kendi çevremden gözlemlediğim), psikiyatra gidenlerin büyük bir yüzdesi ellerinde sakinleştirici bir ilaçla çıkar ve terapiye hiç başlamazlar.

Benim görüşüm ise şu: Eğer bir destek ihtiyacınız varsa, doğru başlangıç noktası psikologlar ve psikoterapi sürecidir. İlaca başvurmadan önce, terapiyle başlamak, kişinin bu dönemden yara alarak değil, kuvvetlenerek çıkmasını sağlama gücüne sahiptir. Zaten ciddi klinik müdahele gerektiren bir vakayı iyi bir psikolog hemen görür ve bir psikiyatra yönlendirir.

 

Ozan Dağdeviren

(Vermiş olduğum Kariyer Danışmanlığı hizmetine neden bir Kariyer Koçluğu değil de, Kariyer Danışmanlığı dediğim bu yazıyla daha da netleşmiş olmalı. İnsan Davranışı & İK ve İş Görüşmeleri & Yeni Fırsat İş Alanları gibi konulardaki bilgilerimi sentezleyerek daha yönlendirici destekte bulunmaya çalışıyorum.)

Doğru İşi Seçmek

Yaparken büyük keyif aldığım ve tek amacı izleyicilere kariyer seçimlerinde fayda sağlamak olan Kariyer Okulu’nun yeni konusu doğru işi seçmek ve doğru meslek kararları almanın sırrı.

İyi kariyerler doğru kararlarla inşa edilir ve herkes kendi kararlarını kendisi alır. Ancak kaliteli karar olduğu gibi, kalitesiz, yeterince düşünülmemiş ya da doğru şekilde düşünülmemiş kararlar da var. Kariyer Okulu’nun amacı, sizin kariyer ve meslek konularındaki düşünce ve karar kalitenizi arttırmaktır.

Anlamlı bulduğumuz işleri daha iyi yaparız. Ama bu anlamı keşfetmek tesadüf değil, çaba işidir. Bunun en başında da iş dünyasına ve mesleklere “sektörel” bakmak ve bu makro bakış açısından dyola çıkmak var. Doğru işi ve doğru mesleği seçmek konusunda yararlanmanız dileğiyle.

Perspektif Bakışı

İster Üniversite sonrası yeni kariyer tercihleri yapmaya başlayacağınız dönemde, ister de iş hayatında ilerlemiş olun. Kendi geleceğimiz ve kariyer kararlarımızın kalitesini arıtrak daha başarılı, mutlu, hıuzurlu ve faydalı olmanın önünü açmış oluruz. Yaşadığımız en büyük sıkıntı, sürekli kısa vadeli faydalara odaklanırken bir türlü daha yüksek fayda sağlayacak adımları atmak için daha yüksek bir perspektiften düşünememek.

Sektörleri Anlamak

Bugün yaptığımız, gelecekte yapmayı istediğimiz veya kariyer dönüşümü tasarladığımız alanlar için en doğru düşünce tarzının işin kendisini düşünmeye başlamadan önce, o işin faaliyet alanı içinde kaldığı sektöre bakmak olduğunu görüyorum. Bunun çok yalın, çok basit ama bir o kadar da çarpıcı bir sebebi var.

Anlamlı İş

Sektörler, bizim değer verdiğimiz ve diğer alanlara göre daha önemli bulduğumuz işleri, diğerlerinden ayırt etmeye, en azından bu çerçevede düşünmeye yarıyor.

Eğer tıp sizin için en değerli bulduğunuz meslek alanlarından / sektörlerden bir tanesiyse, gelecek seçimlerinde bunu düşünmenizde fayda var. Bu doktor olmak istiyorum, hemşire olmak istiyorum, eczaneci olmak istiyorum gibi düşüncelere benzer gözükse de çok daha farklı. En büyük fark ise daha büyük bir alternatif denizine kendinizi açmış, bu yüzden anlamlı hissedebileceğiniz iş bulma şansınızı büyük ölçüde arttırmış oluyorsunuz.

Dünya’nın Problemi Ne?

Herbirimizin, şu veya bu şekilde Dünya ile gördüğü ve düzeltmek istediği bir alan vardır. Bu bazı kişiler için çok yüzeyde veya çok öncelikli olabilir, bu kişiler fedakarca bu amaçlar uğruna çalışabilirler. Ancak tam zıt kutupta kalan, sadece kişisel çıkar üzerinden hamle yapan kişilerde bile Dünya’nın problemlerine ilişkin, kendi değerleri ile örtüşen bazı gözlemler vardır. Bunları düşünmek ve keşfetmek, doğru işi seçmek noktasında sağlıklı bir kariyer yolculuğunun en kritik adımlarında bir tanesi. Sizce Dünya’nın problemleri neler? Hangi sektörler problemin değil çözümün bir parçası?

Son olarak;

 

Heyecanlı bir haberle karşınızdayım. Yeni kitabım “Ait” çıktı!

Kitabın konusu: Çalışan, mesai yapan, emek harcayan fakat bir yandan da iş hayatında anlam arayan şehirli insanın hayatı.

En büyük konu,  belki tek konu “Ait Olma İhtiyacı”nı anlatıyor.
Belki de son iki yılımın en çok beyin enerjisi alan işi oldu.

Ait olma ihtiyacı

Buradan da ulaşabilirsiniz.
Faydalanacağını düşündüğünüz kişilerle paylaşın 🙂

(Tanıtım Bülteninden)

Dünya’nın sosyal bilimler birikimini, Türkiye’nin iş ve hayat gerçeğini yorumlamak için kullanır.
Çalışan, mesai yapan, emek harcayan fakat bir yandan da iş hayatında anlam arayan şehirli insanın hayatını ve davranışlarını keşfeder.

En önemlisi; Ait Olma İhtiyacı’nın ve ona bağlı endişelerin, hem gündelik hem de yaşamsal kararlarda ne kadar büyük bir şekillendirici olduğu konusunda farkındalık yaratır.

  • Maslow’un İhtiyaçlar Piramidi Neden Yanlış?
  • Adam gibi Adam, Kadın gibi Kadın Olmayınca Ne Oluyor?
  • Futbol Takımları ve Taraftar Aidiyeti Neden Bu Kadar Önemli?
  • Markalar ve Pazarlama Taktikleri Aitlik Duygusunu Nasıl Kullanıyor?
  • Hemşerilik Olmadan Şehirlilik Neden Olmaz?
  • “Kurumsal Aile” Olur mu; İş Hayatında Aidiyet ve Anlam Arayışı Neden Kesişir?
  • Millet, Din, İdeoloji, Eğitim, Doğa ve Dijitalleşmenin Ortak Paydası Ne?