İzninizle bu yazıda son günlerde tesadüfen sık karşılaştığım daha hafif ve umarım sizi de eğlendirecek bir konuda yazacağım.

Birkaç gün önce bir yazıya rastladım. İçinde 20’den fazla maddede, “iyi bir hayat” için tavsiyeleri sıralamışlar. Bir tanesi, beni diğerlerinden daha fazla düşündürdü.

Diyor ki, “alacağınız en önemli kariyer kararı doğru eşi seçmektir”.

İlginç bir cümle çünkü birkaç şekilde yorumlamak mümkün. Bana ilk düşündürdüğü şu; eş seçmek niye bir kariyer kararı olsun ki? Ardından acaba söylenmek istenen, eş seçimi hayatın her alanını o kadar yakından etkileyen bir seçim ki, doğrudan kariyerle ilgili olmamasına rağmen hala kariyer başarısındaki en etkili şey‘dir mi diye düşünüyorum.

Yoksa tam tersi, acaba kariyer dediğimiz şeyin tüm hayatı kapsayan bir kavram olduğu mu kastediliyor? Yani yoksa kariyer > hayat mıdır?

Yaşamda aldığımız tüm kararlar aslında başarılı bir kariyerin peşinde midir? Hayat sakin sakin yaşanacak bir şey değil de kariyer gibi her sene hedef büyütürek yaşanacak bir şey midir?

Durum buysa iyi bir şeyden ziyade kötü ve karanlık bir şey söylediğimiz hissine kapılıyorum. Hayat kariyer’den çok daha fazlası değil mi? Olmamalı mı? Yoksa biz “kariyer” kelimesini kullanırken çok dar anlamıyla kullanmaya mı alışmışız? Kariyer dediğimizde kişinin hayatta kendisine çizdiği yolun bütününü mü düşünmeliyiz.

Şimdilik bu sorulara kesin bir cevap vermeyelim. Bir süre üzerlerine düşünmeye devam…

Kurumsal Aile ve Eş Seçimi Hikayesi

Kurumsal hayatta yaşamış insanlar olarak kulaklarımızın daha alışkın olduğu benzetme ‘kurumsal aile’ benzetmesidir. Eş ve iş seçimi benzetmesi en başta sıradışı gözükebilir. Ancak bir durup ne kadar çok ortak nokta ve beklenti benzerliği olduğunu düşünün. Hatta birlikte bakalım:

Statü: Örneğin her iki konuda da(iş ve eş seçimi) statü seviyesinde uyum gerekir. Üniversite mezunu eş arayanla, üniversite mezunu çalışan arayanlar bir tarafa, lise de yeter diyenler öbür tarafa…

Maddiyat: Maddiyat her iki alanda önemli bir ayrımdır. Bu kimi adaylar için bir şirkete ‘kapağı atmak’, kimi eş arayanlar için de ‘zengin kocaya varmak’ tabirleriyle şekil bulur.

Değer, Hedef ve İdeallerin Birliği: Hem şirket-çalışan hem de evlilik ilişkilerinde işlerin yolunda gitmesi için tarafların kişisel hedeflerinin & ideallerinin & değerlerinin örtüşmesi gerekir.

Bir taraf zenginleşme ve büyüme takıntısıyla yaşarken, diğer taraf sosyal girişimcilik veya hayır işleri peşindeyse o ilişki yürümez.

Taraflardan biri çevreyle uyumlu olmaya, diğeri ise güç sahibi olmaya önem veriyorsa o ilişki yürümez.

Taraflardan biri “dünya insanı olmak” gibi kavramlardan bahsederken diğeri her işin en iyisini Türklerin yaptığına ve dünyanın bizi kıskandığına inanıyorsa o ilişki yürümez.

İşbölümü ve rekabet anlayışı önemlidir. Çok rekabetçi iş ortamında işbirliğini önceliklendiren birisi uyum sağlamakta zorlanabilir. İşbirliği ve uyuma önem veren bir iş ortamında ise yüksek derecede rekabetçi birisi ‘çıkıntı’ veya ‘fazla hırslı’ olarak görülebilir. İlişkilerde ise taraflardan biri ütü, temizlik, yemek, çocuk bakımı gibi sorumlulukların paylaşılması gerektiğini düşünürken, diğeri bunların bir kısmını ‘kadın işi’ olarak görüyorsa o ilişkinin ömrünün kısa olacağı garantidir.

Asıl Farklılık Nerede

Tüm bunlar dikkate alındığında eş seçmek mi daha zor, iş seçmek mi? Hangisi daha önemli? Sanırım tek bir cevabı yok. Ancak çevrenizdeki insanlara bakın, bu soruya cevaplarınızı kendiniz verebilirsiniz. Kimin etrafında 45 yaşını geçmiş, ancak ‘işiyle evli’ dediğimiz insanlardan yok?

Herkes hayatının bir noktasında bu soruyu kendine soruyor olmalı, verdiği cevapsa gelecek hayatını derinden etkiliyor.

Eş ve iş seçimlerinin tüm benzerliklerine rağmen çok farklılaşan bir yönü var. Sayıları.

The Rosie Project ismiyle yapılan amatör bir araştırmaya göre çok ilginç bazı bulgular var.

Örneğin; ortalamada ‘doğru kişiyi’ bulmadan önce erkekler 8, kadınlar 7 ilişki yaşıyorlar.

Ortalamada 4 tane “berbat” geçen randevu yaşıyorlar, en az bir kere randevuda “ekiliyorlar”, ortalamada 1 kişi ile bir dönem eve çıkarak birlikte yaşıyorlar, 2 kere ciddi kalp kırıklığı yaşıyorlar, en az 1 kere aldatılıyorlar ve en az 1 kere aldatıyorlar. Ciddi ilişki öncesi ortalamada kadınların 4, erkeklerin ise 6 adet tek gecelik ilişkisi oluyor.

Bu hikayeleri iş ve kariyer dünyası ile karşılaştırsak nasıl bir durum çıkardı acaba?

Biraz da kariyer dünyasına bakalım.

Kanada merkezli Workopolis araştırma verilerine göre kariyeri boyunca ortalama bir Kanadalı ortalama 15 farklı işte çalışıyor. Bu rakam, yaş azaldıkça artıyor. Yani şu anda çalışmakta olan Y Jenerasyonları için bu rakam çok daha yüksek olacağa benziyor. Jen-X’ler bir şirkette ortalama 3,2 yıl çalışırken, Jen-Y’ler bir şirkette ortalama 2,7 yıl geçiriyorlar.

Amerika’nın bu alandaki istatistik kurumu BLS’e göre bu dönem itibariyle bir yetişkin hayatı boyunca 12-15 arası farklı işte çalışmış oluyor.

Türkiye’de buna ilişkin net bir veri yok, ancak bu rakamlar bizim toplumumuz için de üç aşağı beş yukarı fikir verebilir.

Şu yorumu yapabiliriz.

Bir yetişkin hayatı boyunca en az 10 tane önemli kariyer kararı veriyor.

Buradan çıkacak yorumlar neler?

  1. Üniversite’den mezun olduktan sonra birkaç ilişki yaşayıp evlenmek, birkaç iş değiştirdikten sonra da uzun süre düzenli bir evlilik hayatına oturmak içi boş bir hayal. Bu tuzağa düşmeyin, böylece de kendinizi, suçlusu olmadığınız sebepler yüzünden kötü hissetmek zorunda kalmayın. Artık hayatlarımız her alanda daha kaotik. Bunu kabul etmek zorundayız.
  2. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, ilk birkaç denemede en doğru işi seçeceğiniz ve hayatınızın geri kalanını daha sonra düzene sokacağınız bir dünya mümkün değil. O dünya ancak hayallerimizde yaşıyor. Ne yaparsanız yapın, kasırgada savrulan ev çatıları gibi bir oraya, bir buraya fırlatılma ihtimalimiz yüksek.
  3. ‘Doğru kişiyi’ veya ‘doğru aşkı’ arıyorsanız bunun için yerinizde oturmayın. İlk önce yeteri kadar insanla tanışmanız, başarısız olmanız, kalp kırıklığı yaşamanız ve birkaç kere aşık olup üzülmeniz gerekiyor. Bana kızmayın, istatistikler böyle söylüyor. 🙂

4. En önemlisi, iş ve eş seçimini önceliklendirmek arasında kararsızlık yaşıyorsanız; kariyer başarınızı değil, ev hayatındaki mutluluğunuzu seçin. Neden? Çünkü en doğru iş seçimlerini yapmaya çalışsanız da kontrolünüzün dışındaki bir çok etken yüzünden hayat sizi her halükarda şaşırtacak.

Üstelik; iyi bir ev hayatı sizi işinizde daha başarılı yapabilir. Mutsuz bir duygusal dünya iş başarınızı düşürebilir. Aynısını tam tersi için söylemek mümkün değil. İyi kariyer sahibi olmak size daha iyi bir ilişki ve huzurla yaşayacağınız birisini sağlamayacak.

—–

Yazar Hakkında

Ozan Dağdeviren’in tüm yazıları ve diğer çalışmaları www.ozandagdeviren.com adresinde bulunabilir. Kendisi Sorgulayarak Mutlu Kalma Sanatı ve Creative Hiring ve The Other Way: Happiness Through Critical Thinking kitaplarının yazarıdır, aynı zamanda İnsan Davranışı merkezli konularda Kurumsal Eğitmen ve Kariyer Danışmanı olarak çalışmaktadır.

Bundan sonraki yazıları kaçırmamak için LinkedIn’deki “Takip et” veya “Follow” tuşuna basın. Özel mail grubuna üye olmak isterseniz de www.ozandagdeviren.com ‘a beklerim.

Twitter –> https://twitter.com/@ozandagdeviren

Facebook –> https://www.facebook.com/dagdevirenozan

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmailFacebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail Bilgi Paylaştıkça Artar!
  • ait kitap ozan dağdeviren

  • YouTube’a koyduklarımı kaçırma!

  • Eleştirel Düşünce Dost'tur.
    Bu kitabı okuma listene al!
  • Facebook By Weblizar Powered By Weblizar
  • Kariyer ve geleceğine
    bakış açını değiştir.
    Posta Adresi
    Güvenli. Spamsiz.
  • Tüm Konular…

  • Son Birkaç Tweet!

Yeni Yazıları Kaçırma!

Kariyer ve geleceğine bakış açını değiştir.

Spam yok.
İstediğinde terk et.
Posta Adresi