Gelişimin birinci adımı, eksikler olduğunu ve gelişim için alan olduğunu kabul etmektir.

Örneğin matematik dersinde kötü not alan bir öğrenciye bunun “sayısal zeka” azlığından olduğu mesajını üstü kapalı dahi verirseniz, çalışmaz. Değiştiremeyeceği bir şey için niye çalışsın ki? Öte yandan aldığı kötü notun sebebinin “doğru çalışmaması” olduğunu söylerseniz, yine çalışacağı ve başarılı olacağı garantili değildir, ancak ilk senaryoya göre çok daha avantajlı bir durumdadır. Karar verdiği ve istediği an daha başarılı olabileceğini bilir. Bu noktadan sonra konu, fedakarlık ve istek meselesidir.

Bu kurumlarda da aynı şekilde. Pazarlamadan finansa, satıştan veritabanı yönetimine, eğer o meslek alanında gelişilecek, öğrenilecek şeyler olduğunu düşünüyorsanız çok daha hızlı gelişirsiniz. Eğer bu alanlardaki başarının mizaç, karakter ya da sadece zamanla kazanılan tecrübe ile gelişeceğine inanıyorsanız da gelişim ya hiç olmaz, ya da çok yavaş olur.

İnsan Kaynakları ve Bilimsel Düşünce

İnsan Kaynakları ile bilimsel düşüncenin ne alakası var diye düşünüyorsanız, size bir hikaye anlatacağım. Buyrun…

Hayatını, çalışma ortamlarının kültürden kültüre nasıl değiştiğini anlamaya adamış bir kişi var. Bu kişi Geert Hofstede, kendisi Hollandalı bir Sosyolog. Aynı zamanda “Güç Mesafesi” kavramını popüler hale getiren kişi. Ancak işin ilginci, Hofstede bunları bilim adamı kimliğiyle yapmış birisi değil… Aslında Hofstede eski bir IBM çalışanı! Hatta ve hatta kendisine bugünkü tabiriyle bir “İK’cı” ya da İnsan Kaynakları uzmanı bile diyebiliriz. Gelin bu ilginç hikayenin biraz arka planına bakalım.

Altın Kelepçe ve İşten Ayrılma Korkusu

Özgür Müsün?

Eğer geçimini sağlamak için çalışmak zorunda olan %98’lik grup içerisindeyseniz, önünüzde kolay seçimler yok. Biri size sorsa, “Özgür müsün?” diye, “Evet,” dersiniz ama, aslında biliyoruz. Tam olarak özgür değiliz. Geçmişte yapmış olduğumuz seçimler ve kendimize yarattığımız konfor alanları gün gelmiş bizim sınırlarımız olmuşlar. Evet tüm seçimleri kendimiz yaptık, ancak sonuçlarını başından biliyor muyduk? Örneğin ev kredisine girmenin, çocuğu özel okula yazdırmanın, araba taksidi başlatmanın sonuçlarına hakim miydik?

Yeşil Şişe = Kurumsal Hayat (Temsili)

Gerçekten Hapis Miyiz?

Tabi ki de değiliz. İstediğimiz zaman mutlu olmayan işimizden ayrılabiliriz. İstediğimiz zaman iyi gitmeyen ortaklığımızı bitirebiliriz. İstediğimiz zaman okuduğumuz bölümü yarıda bırakıp ticarete girişebiliriz. Teknik olarak hiçbirinin önünde somut bir engel olmadığını düşünürüz. Gerçekten de somut bir engel  yok. Bir duvar yok. Bir zincir yok. Kapı açık, isteyen istediği zaman istifasını verip yürüyebilir.

Madem öyle, o zaman neden çalışmak istemediği işte 15 yılını geçiren insanlar var? Neden sevmediği ve ızdırap gelen ortaklıkları devam ettirenler, nefret ettiği bölümü okuyanlar var?

Belki orada duvar olsa-15  yıl içinde o duvarı kıracak insan-çözümleyemediği sebeplerle kendini kontrolü dışındaki bir sistemin parçası hissediyor. Bir kapanın içinde kaldığını düşünüyor.

Bunun Dünya’da yönetim danışmanları ve işe alım yapan kişiler tarafından kullanılan bir tabiri bile var. “Altın Kelepçe!”

Altın Kelepçe

Evet altın, ve çok değerli. Ama hala bir kelepçe olduğunu gizlemeye yetmiyor.

Şirket arabası, yıl sonu hevesle beklenen prim, spor salonundan indirip kuponlarına yan haklar, sağlık sigortalar, eşler ve çocuklar için haklar…  hepsi çok kıymetli.

Maaş’a yıldan yıla gelen artış, her ay düzenli gelir sahibi olmanın konforu ile girilen taksitler, yapılan alışverişler… hepsi büyük lüks.

Tanıdık iş arkadaşları, yıllardır aynı şirkette çalışmanın getirdiği rahatlık ve güven ortamı, artık bilinen bir isim olmak… hepsi güzel hisler.

Evet, bunların hepsi çok güzel ama kelepçe altın olsa da hala bir kelepçe.

Altın Kelepçe Nasıl Kırılır?

altın kelepçe

image credit: seanwes.com

 

Nasıl kırılırdan önce şunu sormak gerekli; neden kırmak gerekir? Şu yüzden; eğer siz o kelepçeyi kırmazsanız, her sene değeriniz düşer, kendinizi geliştirme fırsatlarından yoksun kalırsınız, zamanla iş arkadaşlarınız değişir ve bir şirketin “eski, güvenilir” çalışanlarından biri haline gelir ama hiçbir zaman tam potansiyelinize ulaşamazsınız. Sadece kariyerde yükselmek için değil, kaliteli işler yapmak, ürettiklerinizle gurur duymak (ama aynı zamanda daha çok kazanmak ve başarılı olmak için) daha iyi iş fırsatlarını sürekli takip etmeli ve doğru zamanda da geçişi gerçekleştirmelisiniz.

“Nasıl kırılır?” sorusuna gelince, cevabım şu: O kelepçenin altın olduğunu görmezden gelin. O zaman sizin gözünüzde bir değeri kalmayacak ve kırmak için gereken ilk adımı atmış olacaksınız.

Emin olun, işine değer katan, emeğini ve zekasını koyarak yapan ve değerli tecrübe sahibi biriyseniz, şu andaki işinizdeki faydaların aynısını ve hatta daha fazlasını başka bir yerde de bulabilirsiniz. Eğer mevcut altın kelepçenizi kırmaya korkuyorsanız, bunun muhtemel psikolojik altyapısı, kazandıklarınızı tam anlamıyla haketmediğinizi (ve bu yüzden başka bir yerde yakalayamayacağınızı) düşünmenizdir. Kazandıklarınızı son kuruşuna kadar hakettiğinizi düşünüyorsanız tereddüt etmeyin.

Dünya’nın gittiği yeri dikkatle okuyun, kendi becerilerinizi farkında olun ve yeni bir yol çizip peşine düşün.

Hangi becerilere odaklanmak gerektiği ve hangi yolun yolcusu olmak istediğiniz konusunda Robert Greene – Mastery isimli kitabını ve benim bir süredir bahsettiğim İten ve Çeken Faktörler (Pull vs Push) kavramlarını incelemenizi öneririm.

İnsan Kaynakları İş Ortağı veya İngilizcesi ile Human Resources Business Partner (HRBP) Nedir?

Çoğu çalışan için İnsan Kaynakları, ya başı sıkıştığında, ya şirketle tatsız bir şekilde karşı karşıya geldiği bir iş birimidir; İnsan Kaynakları İş Ortağı ne yapar, bu yazının konusu bu.

Kötü İK, çalışanı bir “işe alım” sürecinde, bir de “işten çıkış” sürecinde düşünür. İyi İK için ise, asıl iş, çalışan işe alınınca başlar ve o kişinin mutlu, verimli, sağlıklı ve çevresiyle uyum içinde olmasını sağlamak için devam eder. Bu çaba sadece çalışanla yüzyüze gelerek olmaz, çoğunlukla iyi İK, görünmez dengeleyici güçtür ve birim yöneticileri üzerinden işler.

Bu konuda bir bilene soralım dedim, böylece Nestlé Türkiye‘de Change Manager & HR Business Partner olarak çalışan Hilal Can Akkor ile bir röportaj yapma fikri ortaya çıktı. Kendisine beni kırmayıp soruları cevapladığı için tekrar teşekkürler. Cevaplar içerisinde kişisel olarak çok önemli bulduğum ve altını çizdiğim yerleri de görebilirsiniz.

HRBP nedir gerçekten? İçinde bir “Business Partner” geçiyor. Bir tür iş ortağı mıdır, değilse neyin ortağıdır?

HR son 15-20  yılda çok büyük değişiklikler geçirdi ve geçirmeye de devam ediyor. Dünyadaki zorlu ekonomik / politik ve bilinmezlik şartları artık yöneticileri insan kaynağına farklı açılardan bakmaya itiyor. Örneğin eskiden çalışmak isteyenler iş bulduklarına sevinirlerdi ve aynı iş yeri ve bazen aynı rolde emekliliğe kadar çalışıyorlardı. Günümüzde ise daha nitelikli rollerin artması ile, nitelikli çalışanlar da çok daha hızlı iş bulmaya başladılar.