Hayatta Doğru Karar için Önce Kendi Hikayenizi Keşfedin

Hayatta Doğru Karar için Önce Kendi Hikayenizi Keşfedin

“İstediğiniz her kimse olabileceğiniz dünyada, kim olacağınızı seçmek kadar zor bir şey yoktur.”

İnsan doğasına ilişkin olarak, kesin ve tereddütsüz bildiğimiz gerçekler var. Mesela, insanlar nasıl karar alır? konusu uzun süredir araştırılıyor. Özellikle sinirbiliminin bu konuda verdiği çok ilginç cevaplar var. Bunlardan bir tanesi Antonio Damasio’nun yaptığı araştırmalarla netleştiği üzere kararları mantıksal değil duygusal olarak aldığımız yönünde.  Damasio deneylerinde, beyinlerinin duygu üreten bölümlerine zarar görmüş kişilerle çalışıyor. Bu kişiler dışarıdan bakıldığında gayet normal davransalar da karar alamıyorlar. Ne karar almaları gerektiğine ilişkin mantıklı çıkarımlarda bulunabiliyor ve durumu analiz edebiliyorlar. Ancak gündelik basit konularda bile, örneğin öğle yemeğinde tavuklu mu yoksa etli mi sandviç istediklerine karar veremiyorlar. Çoğu kararın, sadece mantıksal olarak artı ve eksileri tartmaya kalktığınızda içinden çıkılamayacak kadar fazla boyutu ve değişkeni var. Bu sebeple mantığın yetmediği yerlerde kararları duygularla ve de içgüdülerle alıyoruz.

İnsanın duygusal arka planı bu şekilde. Şimdi insanın bu duygusal durum ile karşısına hayatta çıkan seçeneklere ve karar noktalarında bakalım.

Sizin hikayeniz ne?
Sizin hikayeniz ne?

Seçimler

İlkokulda öğrencisiniz, fen-matematik; eşit ağırlık ve sosyal bilimler disiplinleri arasından seçim yapmanız gerekiyor.

Üniversite seçimi dönemine gelmişsiniz, önünüzde bir çok seçenek: Hangi bölümü seçeceksiniz? Seçiminizi bölüme göre mi, üniversitenin prestijine göre mi yapacaksınız? Bölüm seçerken ders içeriklerine ve hangi konuyu öğrenmek konusunda meraklı olduğunuzu mu hesaba katacaksınız, yoksa mezun olduktan sonra hangi işi yapacağınızı mı?

İş hayatına başlamak üzeresiniz, önünüzde yüzlerce şirket, yüzlerce farklı iş alanı. Girdiğiniz iş alanının sizi tanımlayacağını ve kimliğiniz haline geleceğini düşündüğünüz için üzerinizde daha da fazla baskı hissediyorsunuz. Dijital pazarlamayla mı ilgilenmelisiniz, web dizaynla mı? Büyük 4’ten birinde iş bulup denetim ve finans alanında mı derinleşmelisiniz, insan kaynaklarında mı çalışmaya başlamalısınız?  Artılar, eksiler, artılar, eksiler.

Kariyerinizin bir kaç senesini tamamladınız. Aynı işte mi devam etmelisiniz, %12,6 daha fazla maaş verdiği için rakip şirketten benzer pozisyon için gelen teklifi mi kabul etmelisiniz? Terfi etmek ve yönetici koltuğuna oturmak için sabır mı etmelisiniz, yoksa dikey olarak yaptığınız işte mi uzmanlaşmalısınız? Belki bugüne kadar çalıştığınız iş sizin becerileriniz ve zevk aldıklarınızla uyumlu değildi. Uzmanlık alanı değiştirebilir misiniz? Sektör değiştirebilir misiniz?

Neredeyse 15 yıldır çalışıyorsunuz. Hayatınızın sonuna kadar bu mesleği mi yapacaksınız? Emeklilik hayali mi kuruyorsunuz yoksa ölene kadar çalışmayı mı tercih edersiniz? Ürettiğiniz hangi işlerden gurur duyuyorsunuz ve gelecekte daha da gurur duyacağınız işleri üretmek için nasıl kariyer hareketleri yapmalısınız? Hayatın her geçen sene daha da pahalılaştığını, gelir seviyeniz ile birlikte masraflarınızın da doğru orantılı arttığını hissettiniz. Mortgage, çocuğun okulu derken, bir bakmışsınız şirketinizin size sunduğu o maaş, bir “altın kelepçe” olmuş. Hayat kısa, risk almalı diye mi düşünüyorsunuz yoksa çoktan hayallerden vazgeçmeli ve iş güvenliğini arttıracak seçimler yapmalı diye mi düşünüyorsunuz.

Aslında önemli olan tek bir seçim var. Hikayenizi seçmek.

Mantığın Sınırları

ilk olarak, bu soruların tekil ve tartışmasız doğru cevapları yok. İkincisi, kişiden kişiye değişecek bu cevaplar, zamandan zamana da değişir. Yani hayatta bir noktada size yanlış gözüken bir seçiminiz, gelecekten geçmişe dönüp baktığınızda çok mantıklı ve doğru gözükebilir. Üçüncüsü, bu cevapları verirken, her dönemeçte, yani karar noktasında artıları ve eksileri tartarak “mantıksal” kararlar veremezsiniz. Bunun için çok fazla değişken var.

Yani özetle, karşılaştığınız her kararı mantıksal fayda zarar analizi yaparak çözümlemek ve bu şekilde doğru kararlar almak mümkün değil.

Peki çözüm ne?

İnanın çözüm, sanılanın aksine, madem mantık bu kararları vermek için yetmiyor diye bir mantık kurduktan sonra “kalbimizin sesini dinlemek” değil. Çözüm hikayenizi seçmek. Size hayat boyu tüm seçimlerde rehber olması için kendi hikayenizi keşfedin.

Çözüm, “mantığı” anlam duygusuyla birleştirerek kişiye zor dönemeçlerde ışık tutacak bir rehber belirlemekte. Yani mantığın tek başına yetmediği yerde, kurtuluşumuz mantıktan vazgeçmek değil, onu nasıl daha işler ve duygularla/içgüdülerle konuşur hale getirebiliriz diye sormakta. 

Bunu yapmak için benim önerdiğim ve gerek eğitimlerde gerekse kariyer danışmanlıklarında gündeme tekrar tekrar getirdiğim yöntem “kendi hikayenizi keşfetmek”.

Biz kendimiz onu anlamlı hale getirmediğimiz sürece insan hayatı son derece sıradan olabilir. Doğar, yer içer tüketir, basit bir kaç toplumsal görevi yerine getirir ve ölürüz. Ancak insan hayatı, eğer bir adanmışlık, üretme isteği ve gelişme isteği etrafına kuruluysa aynı zamanda çok değerli de olabilir.

Bir kaç gün önce Halil İnalcık vefat etti. Gündeme gelmesiyle geçtiğimiz aylarda vermiş olduğu bir röportajı okuyordum. Kendine Osmanlı Tarihini anlamak çevresinde bir yaşam gayesi belirlediğini ve yaşadığı her gün bu hedefe ulaşmak uğruna çalıştığını, bunu da zevkle yaptığını ifade ediyor. Çok iyi gelir sahibi olduğumuz işlerde bile, kaçımız aynısını söyleyebiliyoruz? Hiç tembellik yapıyor musunuz sorusuna, hayır diye cevap veriyor.  Onun bize önerisi şu: “Manalı bir hayat için kendinize uzak, büyük bir gaye koyun. Sonra da onu gerçekleştirmek için çok çalışın.” İşte bu tür bir adanmışlık, ancak kendi hikayesinin ne olduğunu keşfetmiş bir insan için mümkün.

Öldüğünüzde sizin hakkınızda konuşan insanlar sizi nasıl hatırlasın, hangi eylemleriniz ve işlerinizle ansın istiyorsunuz?

Önce kendi ailenizde, sonra mahallenizde ve şehrinizde, sonra ülkenizde ve en son da dünyada nasıl bir etki yaratmak istiyorsunuz?

Etki kuvvetiniz ne kadar küçük veya büyük olduğu önemli değil, ancak hikayenin hangi tarafında olduğunuz önemli. Bu dünyanın güzelleşmesine mi katkıda bulundunuz, yozlaşmasına mı?

Sizce çevrenizde ve dünyadaki en büyük sorunlar ne? Bu sorunlardan hangisini çözmek için çalışıyorsunuz? Kişisel kazanç dışında ne uğruna uğraşıyorsunuz?

Direk veya dolaylı, nasıl bir etki, nasıl bir kültürel ve duygusal miras bırakmak istiyorsunuz?

Hikayeniz ne?

Ben kendi hikayemin merkezine insan davranışını anlamayı koydum. Tüm işlerimde doğrudan veya dolaylı olarak bu gaye için çalışıyorum. Bu yüzyılın, insanoğlunun yaşadığı son yüzyıl olma ihtimalinin de, uzaya hükmedecek bir medeniyete dönüşmek yolundaki ilk yüzyılı olma ihtimalinin de farkındayım. Değişimin doğru tarafında yer almaya çalışıyorum, etkim ne kadar küçük de olsa.

*

Sizin hikayeniz ne? Kendinize en sık sormanız gereken soru bu.

Çocukların iç dünyasını zenginleştirmenin daha güzel bir dünya yarattığına inanıyor ve bunu yapmanın en iyi yolunun iyi bir animasyon sanatçısı olmaktan geçtiğine inanıyor olabilirsiniz. Hikayeniz, olmayan ütopik dünyalar yaratarak iyi bir geleceğin hayalini kurdurmak olabilir.

Empatinin ve daha çok hissetmenin hayatı daha yaşanır bir hale getirdiğine ve bunun en iyi yönteminin iyi müzik yapmak olduğuna inanıyor olabilirsiniz. Sizin hikayeniz, insanları gündelik hayatlarında daha iyi müzikle buluşturmak ve ruh dünyalarını doğrudan etkilemek olabilir.

Gelir adaletsizliğinin toplumsal ve kolektif gelişimin önündeki en büyük engel olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Bunu çözmek için en iyi yöntemin finans alanında bilgi kazanmak ve 3. dünya ülkelerinde mikro-kredi hizmetleri kurmak olduğuna inanıyor olabilirsiniz. Sizin hikayeniz, bunu gerçekleştirmek için harcanan bir hayat olabilir.

İletişim çağında yaşadığımızı ve insanlarda en büyük etkinin doğru iletişim ve pazarlama stratejileri ile yaratıldığını düşünüyor olabilirsiniz. İnsanları açgözlülük ve ego ihtiyaçları yerine, sosyal sorumluluk sahibi alışverişler yapmaya ikna etmek sizin hikayeniz olabilir.

*

Örnekler sonsuz… Eğer ilham almaya ihtiyacınız var ise de kendinize “Dünya’nın en büyük problemleri neler?” sorusunu sormanızı ve etkinizin ne kadar küçük olduğuna aldırmadan o hedefe yönelik çalışmanızı öneririm.

Değerli olan sadece sonuca ulaşmak değil, çalışmanın&çabanın kendisidir. İyi bir hayat için yapılması gereken ilk şey ise, insanoğlunun tarihsel gelişiminde doğru tarafta olmaktır.

Kendi Hikayesini keşfetmiş olanlar, sizin yaşadıklarınız ne?

www.ozandagdeviren.com

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.